COP31 yolunda "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" ile ilerliyoruz

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 öncesi sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.

COP31 yolunda
COP31 yolunda
COP31 yolunda
COP31 yolunda
COP31 yolunda
COP31 yolunda

26 Şubat 2026

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 öncesi sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.

Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve çok sayıda davetlinin katıldığı istişare toplantısında konuşan COP31 Başkanı Kurum, Türkiye olarak, COP31 sürecini ‘diyalog, uzlaşı ve aksiyon’ üzerine inşa ettiklerini kaydederek, “Yaklaşımımız; tek sesliliğe değil, diyaloğa; ayrılığa değil, uzlaşıya; durağanlığa değil, aksiyona dayalı olacak. Artık, ‘söz değil, eylem zamanı’ diyeceğiz. COP31 vizyonumuzu ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz. Oldukça çetin geçen bir süreç yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın diğer dünya liderleriyle yaptığı müzakereler sonucunda COP31 Başkanlığını, ev sahipliğini üstlendik. Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin bu konudaki gücüne, kabiliyetine ve katılımcıların potansiyeline inandık. Türkiye’nin ilk İklim Şurası’nı düzenlerken, ilk iklim kanunumuzu çıkartırken, Sıfır Atık Projesi’ni hayata geçirirken, deprem bölgesinde dünyaya örnek olacak bir inşa seferberliği yürütürken nasıl bir dayanışma gösterdiysek; bu tarihi yolculukta da yine çözüm ortağımız olarak sizlerle birlikte yola çıkmak istiyoruz” dedi.

COP31’in iklim eyleminde bir dönüm noktası olacağını vurgulayan COP31 Başkanı Kurum, konuşmasında şu hususların altını çizdi;

“COP31'de herkesin sözünün dikkate alındığı bir süreci yürütmek istiyoruz”

COP31'de herkesin dinlendiği, herkesin sözünün dikkate alındığı bir süreci yürütmek istiyoruz. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da 2 günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan gelen misafirlerimizle birlikte önemli bir çalışma ortaya koyduk. Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı ortaya koyduk. Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi değerlendirdik. Artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönündeki kararlığımızı açıkça ortaya koyduk.

“Dünya Artık İklim Değişikliğine Karşı Bekleme Lüksünü Kaybetmiştir”

COP31 sürecini üç temel değer üzerine inşa ettik. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Bu üç başlığı açmadan önce şunun altını çizmem gerekiyor. Bugün iklim krizinde yeni bir eşiğin içindeyiz. Dünya artık iklim değişikliğine karşı bekleme lüksünü kaybetmiştir. Artık mesele sadece hedef belirlemek değildir. Artık mesele; hedefleri sahaya indirmek ve uygulamayı daha da hızlandırmaktır. Başkanı ve ev sahibi olduğumuz COP31 tam da bu anlayışla icra edilecektir. Nihai hedeflere ulaşmak, alınan kararları somut bir şekilde hayata geçirmek için yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları destekleyeceğiz. Daha kararlı adımlar atacağız. Yaklaşımımız tek ses değil diyaloğa; ayrılığa değil uzlaşıya, durağanlığa değil aksiyona dayalı olacak. Artık, söz değil, eylem zamanı diyeceğiz. Bugüne kadar konuşulanları uygulamaya geçirme çağrısı yapacağız. 

“Bu Süreçlerin Başarısı STK’ların Güçlendirilmesine Bağlı”

COP31’e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmıyoruz. COP31’i uygulamanın hızlandığı, güvenin tüm dünya ülkeleri nezdinde yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP’u: Uygulama COP’u’ üzerine inşa ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek. Çünkü bu sürecin en önemli aktörleri sizler olacaksınız. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere meselesi olsa da bu manada bu masada yer aldığı platformlarda bu süreçlerin başarısı sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlendirilmesine bağlıdır. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum.

“İnsanlık için onurlu çıkışın yolu, burada alınacak kararlar ile mümkün olacaktır”

COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin başarısının arkasında iklim kriziyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar var. Türkiye yalnızca sözünün gücüyle değil; duruşuyla, vizyonuyla, eylemleriyle ve temsil ettiği köklü sistemiyle ayakta duran ve dünyaya yön veren; çözümün, diyaloğun ve uzlaşmanın merkezi haline gelmiştir. Türkiye tüm dünyada, iklim krizinden kaynaklanan sorunlara karşı çözüm üretmenin de adresi olmuştur. Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizinin aciliyeti, bize şunu açıkça göstermektedir: Her seviyede çok taraflılık, tüm zorluklara rağmen insanlığın ortak geleceğini koruyabilmek adına yegâne ve meşru en etkili zemin olacaktır. İnsanlık için onurlu çıkışın yolu burada alınacak olan kararlar ile mümkün olacaktır. Türkiye bir yandan iklim adaleti, adil geçiş, insani diplomasi yaklaşımı ile kalkınma arayışında olan ülkelerin sesi olurken diğer yandan yeşil ekonomi, yeşil enerji, hakkaniyet, kayıp zarar fonu gibi önerilerle gelişmiş ülkeleri sorumluluk almaya davet edecektir. Çünkü bize göre, iklim değişikliğiyle mücadele, hayatı kısıtlamak, büyümelerine, gelişmelerine engel olmak değildir. Halkın bu kalkınmadan yoksun bırakılması değildir. Burada refahı tüm dünya geneline yayan, gıdaya, suya, enerjiye erişimi ve adaleti sağlayan bir devrimdir.

“İnsanlık insanlığı bekliyor, Türkiye’yi bekliyor..”

İklim kriziyle mücadelede Türkiye’nin sorumluluğu büyük. İnsanlık gemisini güvenli limanlara ulaştırmanın sorumluluğu bizi bekliyor. “İnsanlık, insanlığı bekliyor; Türkiye’yi bekliyor.” Türkiye olarak küresel iklim mimarisini ve diplomasisini ülkelerin gündelik siyasetinden etkilenen değil, siyaset üstü bir yaklaşımla inşa edeceğiz. COP31, yalnızca bir konferans olmayacak, iklim eyleminde bir dönüm noktası olacak. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz. İnanıyorum ki, bunu da birlikte başaracağız. Güven inşa edeceğiz. Uzlaşı sağlayacağız. Sahada koyduğumuz hedefler doğrultusunda sonuç alacağız. Ben bu süreçte sizleri iklim diplomasisinin gönüllü elçileri olmaya davet ediyorum. Ve bu tarihi fırsatı; dünyaya bir iz bırakmak üzere birlikte değerlendirelim.

İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar

Ankara’da gerçekleşen ve on tematik başlık altında beş ayrı salonda eş zamanlı oturumlar halinde düzenlenen istişare toplantısının açış konuşmasını yapan İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, istişare toplantısı kapsamında yapılan oturumlardan çıkacak sonuçların önemine dikkat çekerek, “Oturumlarda belirlenen başlıklar hem müzakere hem de eylem gündemimizle doğrudan ilişkilidir. Ortaya çıkan önerilerin, Türkiye’nin COP31 sürecindeki güçlü, kapsayıcı ve yapıcı duruşuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

COP31 sürecini, uygulamanın güçlendiği bir dönemeç olarak planladıklarını kaydeden İklim Değişikliği Başkanı Hasar, COP31’in Türkiye’de olmasına vesile olan Bakan Kurum’a ayrıca teşekkürü bir borç bildiğini kaydetti. 

Başkan Hasar şunları söyledi;

“COP31 hazırlık sürecini, paydaş katkısına açık bir çerçevede sürdürüyoruz”

COP31’in, Ülkemizin ev sahipliğinde ve başkanlığında gerçekleştirilecek olmasına vesile olan, müzakere süreçlerinde ortaya koyduğu güçlü liderlik ve kararlı duruşla, Türkiye’nin bu tarihi sorumluluğu üstlenmesini sağlayan, Bakanımız Sayın Murat Kurum’a bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.

COP31 hazırlık süreci yalnızca bir diplomatik takvim değildir. Bu süreç, müzakere gündeminin doğru okunmasını, Küresel Durum Değerlendirmesi çıktılarının dikkate alınmasını ve uygulama boyutunun güçlendirilmesini hedeflemektedir. Bu nedenle hazırlıklarımızı teknik derinliği olan, veri temelli ve paydaş katkısına açık bir çerçevede sürdürüyoruz.

Azaltım, Enerji Dönüşümü, Adil Geçiş, İklim Değişikliğine Uyum, İklim Finansmanı, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi, Deniz ve Okyanuslar, Tarım ve Gıda Sistemleri, Gençlik ve İklim Elçileri gibi konuların oturumlar halinde ele alındığı başlıklar hem müzakere gündemiyle hem de COP31 Eylem Gündemi hazırlıklarıyla doğrudan ilişkili olarak tespit edilmiştir. Bu oturumlarda ortaya çıkan değerlendirme ve önerilerin; Türkiye’nin COP31 sürecindeki güçlü, kapsayıcı ve yapıcı duruşuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

“COP31’i yalnızca müzakere takviminin bir halkası olarak değil, uygulamanın güçlendiği bir dönemeç olarak görüyoruz”

COP31’i yalnızca müzakere takviminin bir halkası olarak görmüyoruz. Uygulamanın güçlendiği bir dönemeç olarak planlıyoruz. Bu nedenle istişare mekanizmalarını erken aşamada devreye alarak, teknik hazırlığımızı somut çıktılar üretmeye elverişli bir zeminde ele almak bizim için stratejik bir tercih olmuştur. 

Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri katılımıyla gerçekleşen ‘COP31 İstişare Toplantısı’ soru cevapların ardından sona erdi.

Facebook’ta Paylaş Twitter’da Paylaş Google Plus’da Paylaş Yazdır